21 January 1900 00:00

    B E S L E N M E    B İ L G İ L E R İ  ve  fazlası

 

Cep telefonu, Handsfree !

Cep telefonunu başımızdan uzaklaştırıp kulaklıkla kullanmanın sağlıklı olduğunu düşünüyoruz. Halbuki mevcut kulaklıklar ara kablosuyla birlikte anten görevi görüp elektromanyetik dalgaları üzerine toplayıp misliyle kulağımıza veriyormuş. Daha kötüsü, kulaklığın daha uzun süre kulağımızda kaldığı müzik dinleme hali.

Bazı kablolarda ise Ferrit kılıf var. Bu kılıf elektromanyetik dalgaları sönümlüyor. Veya kabloda gözle görülür ferrit bir topuz oluyor. Alttaki resimde topuz ferit sönümleyicileri görebilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

Cep telefonunuzda kulaklık kullanımı halinde ferritli kablo tercih ediniz !

 

YENİ, YENİ !!

Radyo dalgası halinde gelen sinyali akustik ses dalgalarına çeviren hava boşluklu kablo ilaveli kulaklıklar çıktı ! Zararlı elektromanyetik dalgalar kulağımızın uzağında kalıyor !

 

Uyurken De Yaşlanmak !

Bazı canlıların kış uykusunu biliriz. Bu sırada metabolizmaları o kadar yavaşlar ki, neredeyse hiç enerji harcamazlar. 

Biz insanlarda kış uykusu yoktur. Ama gece uykusunda metabolizmamızda yavaşlama olduğu bilinmektedir. Öyle ki, uyku sırasında neredeyse yaşlanmazmışız. Ancak eğer yatağa karnımız dolu girersek durum değişiyor. Sindirim süreci devam ediyor, metabolizma yavaşlamıyor ve yaşlanma hızı düşmüyor, uyurken de uyanık gibi yaşlanıyoruz..

Metabolizma hızı ile yaşam süresi arasında ters ilişki olduğunu kabul ediyorsak, uykuya mide doluyken yatmamaya dikkat etmeli, bunun zararımıza olduğunu bilmeliyiz.

 

Göğüs Kanseri Muayenesinde Termograf Kullanımı

Termografi göğüs kanseri teşhisinde kullanılan nispeten yeni bir metod. Özellikle diğer metodlarla (ultrasonogrofi, mamografi, manyetik rezonans) birlikte kullanımı yaygın.

 

Sistemin çalışma prensibi vücuttan yayılan ısıyı bir bilgisayara aktarıp, ekrana sıcaklık dağılım haritasını getirmek. Doktor bu görüntü üzerinde farklı bir renk görürse bunun kanserli kısımdan geldiğinden şüphelenecek, kişiyi kısa peryodlarla (3...6 aylık) termograf kontroluna alıp, teşhisi kesinleştirmeye çalışacak.

 

Bu yöntemin avantajı, insana ışın verilmediği için tamamen zararsız olması, daha partikül gelişip büyümeden erken teşhise olanak sağlaması. Ailesinde göğüs kanseri görülenlerde 30 lu yaşlardan itibaren termografla kontrol yapılması akıllı bir yaklaşım olmakta.

 

İleri yaşlarda termograf pek kullanılmıyor, zira kanser gelişmişse zaten partikül büyümüştür, ultrason, mamograf veya manyetik rezonandsta büyüklüğü görülür diye düşünülüyor. Önerimiz, mamograf ile muayene olma durumunda kalırsanız, doktorunuza neden termograf kullanılmadığını sormanız.

 

Altta aynı hasta üzerinde değişik zamanlarda elde edilmiş termografi görüntüleri yer almaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1-      İlk çekim: Sağ göğüste (resimde solda) bir bölgede sola göre hafif bir termik ısı farkı görülüyor,

2-      3 ay sonra: Fark daha belirgin, mamografi ile henüz tam teşhis edilemeyecek düzeyde

3-      12 ay sonra: Artan değişim, paralelinde mamografi ile yapılan ölçümde saat ibresinin 1 konumuna denk gelen yerde 1 mm' lik bir nodül ölçülmüştür.

 

 

Bebekler Soğukta Neden Titremez ?

 

Sorunun cevabı kahverengi yağ hücrelerinde yatıyor. Bizim bildiğimiz, bizde yoğun olan beyaz yağ hücreleri. Bebeklerde ise, beyaz yağ hücrelerine ek olarak, sırtlarında yoğunlaşmış halde kahverengi yağ hürelerinin varlığından bahsediliyor. Kahverengi yağ hücreleri beyaz yağ hücrelerini yakarak ısı üretimini sağlıyor. Böylelikle bebek bedeni ısınıyor. Yaş ilerledikçe kahverengi yağ hücreleri azalıyor. İleri yaşta bir insanın sırtında noktalar halinde az miktarda kalıyor. Bu yüzden soğukta titremeye başlayarak kaslarımızı harekete geçirerek ısınabiliyoruz.

Tıp insanlara kahverengi yağ hücresi enjektesi üzerinde çalışıyor. Tutarsa, hiç egzersiz yapmadan yağ hücrelerinin eritileceği düşünülüyor.

 

 

Gamsızlar Uzun Yaşar !

Vücudumuzda yaşlandıkça azalan tek hormon olarak DHEA biliniyor. Bu hormon vücutta insan 25 yaşındayken en üst düzeyde olup, bu noktadan sonra azalmaya başlıyor.

 

Stres yaşadığımızda vücudumuzda adrenalin, kortizol gibi çeşitli hormonlar üretiliyor. DHEA hormonunun bir kısmının stres hormonlarının üretiminde kullanıldığı biliniyor. Stres yaşayanlarda DHEA azalıyor. Tıbbi tahlil laboratuvarlarında kanda DHEA ölçümü yaşanan stres düzeyini tayin için kullanılıyor.

 

DHEA gençlik hormonu olabilir mi?

 

Yapılan çalışmalarda meditasyonun (örneğin yoga) DHEA düzeyinde ölçülen azalmayı yavaşlattığı bulunmuş. Düzenli meditasyon yapan 45 yaşın üzerindeki erkeklerde %23, kadınlarda %47 daha fazla DHEA ölçülmüş. Bu da 5 ila 10 yaş daha genç insanlardaki değerlere denkmiş. Bulgular DHEA düzeyi ile biyolojik yaşlanma arasında birebir ilişki olduğu yönünde.

 

Piyasada DHEA hapı satılıyor. Burada hap yutarak gençleşileceğini söyleyemeyiz. Bilakis, yapılan çalışmalarda DHEA düzeyinin beslenme, egzersiz, kilo ve alkol düzeyine bağlı olmadığının görüldüğünü belirtebiliriz.

 

Bu konuda yapılabilecek en iyi şeyin stressiz yaşam olduğu ortaya çıkıyor. Gamsızlar bunu zaten yapıyor. Şartları değiştiremiyorsak, bize düzenli meditasyon yapmak kalıyor.

 

Uyku ve Elektromanyetik Dalgalar

Evdeki elektrikli cihazlarımızın, cep telefonlarımızın elektromanyetik dalgalar yaydığını biliyoruz. Bunların bize zarar vermeyecek düzeyde olduğunu düşünüyor veya öyle kabul ediyor olabiliriz.

Vücudumuzda sinirler arası iletişim zayıf elektrik akımıyla oluyor. Bütün hücrelerimiz belli frekansta titreşiyor (canlılık hali). Bir görüşe göre gece biz uyurken beynimiz vücut hücrelerimize  sinyal göndererek hücrelerin frekans ayarını yapıyor, yani kalibre ediyor. Bu sırada etrafta beynimizin bu çalışmasını etkileyecek elektromanyetik dalgalar olmaması isteniyor. Bunun için uyunan ortamda elektriği açık bırakılmış cihaz olmamalıdır. Öyle ki, baş ucundaki elektrikli çalar saat veya alarmı devrede cep telefonu bile olmaması isteniyor. Yatağın başı duvara geliyor ve duvarın arkasında komşunun televizyonu varsa, yatağın konumunun değiştirilmesi düşünülebilir.

Bazı insanlar yataklarının üzerinde pusula gezdirerek pusula ibresinin konumunda değişiklik olup olmadığını gözlemekte, böylelikle yatağın çelik yaylarında elektrik yükü olup olmadığını anlamaya çalışmaktadırlar. Buradan yola çıkarak, en azından bebek yataklarında çelik kısım olmaması düşünülebilir.

 

Güneş Giren Eve Doktor Girmez

Gün geçmiyor ki D vitamini hakkında yeni bir bilgi duyulmasın. Vücutta 30-40 kadar kimyasal oluşumu başlatarak bir çok yararlı işte rol alıyor. Kalp damarlarını koruyor, kansere baraj yapıyor, kemik gelişimini sağlıyor, eksikliğinde şizofreni, diyabet, diş eti rahatsızlığı gibi bir çok hastalığa yakalanma riski artıyor.

 

Vücudumuzda D vitamini oluşumunun cilt altında olduğu, ancak oluşabilmesi için güneş ışınına ihtiyaç olduğu biliniyor. Cilt güneş görmezse bu vitamin oluşmuyor.

 

Bazılarımız gayrıciddi görüntü oluşturacağı gereği kısa kollu kıyafet giymezler. Veya bazı meslekte olanlar uzun kollu giymek zorunda olurlar. Halbuki günlük yaşamda kollardır güneşi alabileceğimiz. Hep uzun kollu giyen bir tanıdığınız varsa, sorun ona eklemleri ile ilgili bir şikayeti var mı diye. Var derse, gömleğinin kolunu kısaltmasını söyleyin. Kolları kısaltıp, sonra şikayeti geçerse şaşırmayın. D vitamini kilit rolü oynar burada.

 

Büyüklerimiz başlıktaki sözü D vitamini için söylemiş olmasın.

 

 

Güneş Işınları Cilt Kanseri Yapar Mı ?

 

Güneş ışınlarının cilt kanseri yapabileceği uyarısı Batı' dan, yani beyaz tenli insanların ülkelerinden geliyor. Esmer tenli olan bizlerin cildi güneş ışınlarına daha dayanıklı. 

Önerimiz yaz aylarında güneşin dik olduğu saatlerde güneş ışığını fazla süre doğrudan almamayı, bu saatler dışında aşırıya kaçmadan güneş ışığından yararlanılmasa yönündedir.

 

D vitaminin vücudumuzdaki işlevleri çok ama çok önemlidir, eksikliği çok tehlikelidir. 

 

 D vitamini yetersizliğinin dereceleri (Prf.Dr.Ahmet Aydın)

Yetersizliğin derecesi  Kan 25(OH) D vitamini düzeyi 
Ağır D vitamini yetersizliği  <12.5 nmol/L (<5 ng/dL)
Orta D vitamini yetersizliği <25 nmol/L (<10 ng/dL)
Marjinal D vitamini yetersizliği 25-40 nmol/L (10-16ng/dL)
Gizli D vitamini yetersizliği 40-100 nmol/L (16-40) ng/dL)
Normal 100-300 nmol/L(40-120ng/dL)

 

Egzersiz İçin Hangi Sporu Yapalım ?

 

Spor yapmaya bir manimiz yoksa,  hangisini seviyorsak onu. Yürümeyi seviyorsak yürüyelim, koşmayı seviyorsanız koşalım, bisiklet, yüzme, tenis hangisi sevdiğimizse onu yapalım, yapma fırsatı yaratalım.

 

Dışarı çıkmıyor, çıkamıyorsak egzersiz evde de yapabilrz. Mekik, şınav çekmek gibi güç gerektirenler olursa kaslar gelişir, kas ne kadar çok olursa, o kadar çok yağ yakılır (yağları kaslar yakar!). Güç gerektirmeyip yağ yaktıranlar içinde belde halka çevirmek olabilir. Eskilerde kaldığını sandığımız bel halkası ABD' de yine yaygınlaşmaya başlamıştır. Veya ip atlanablir. Deneyince çok enerji gerektirdiği farkedilir. Yapılabilirse hızlı yağ yakılır.

 

Hangi yaşta olursak olalım, aşırı sporun vücudumuzu yıprattığını, ömrümüzü kısalttığını bilelim, sporu kararında yapalım. Vücudumuza birdenbire yüklenmeyelim, küçük hedeflerle başlayıp zamanla artıralım. Orta yaşların üzerindeysek ve geçmişimizde spor yoksa bir doktor kontrolünden geçerek başlamayı düşünelim. Spor yaparken bir anormallik farkedersek, devam etmeyip ara verelim.

 

 

Kilo Vermek Mi Yağ Yakmak Mı ?

 

Yağ yakmak ana amacımızdır. Kilo verme bunu takip eder. Vücuttan bir şekilde suyu eksilterek (örneğin vücutta su tutan tuzu keserek) hafiflemek doğru değildir. Peşinden sağlık sorunları gelebilir.

 

Eğer kasları da geliştiren bir spor yapıyorsak kilo kaybetme yavaş ilerleyecektir. Bu moralimizi bozmamalıdır. Kaslar yağlardan %75 daha ağırdır. Bu nedenle tartı değerine kafayı fazla takmamalıyız. Ne olduğunu vücudun yağ oranını gösteren cihazlarda görebiliriz. Sonuca göre durumumuzu alttaki tabloda bulabiliriz.

Vücuttaki Yağ Oranı Tablosu :

 

Dünyanın En Şişman 10 Ülkesi

 

Hızla şişmanlıyor, büyüyoruz. Dünya Sağlık Örgütünün rakamlarına göre dünya nüfusunun üçte biri fazla kilolu ve her on kişiden biri obez.

2000 - 2008 yılları arasında yapılan çalışmaya göre dünyanın en şişman 10 ülkesi:

 

1) Amerikan Samoası, nüfusun yüzde 93,5 u fazla kilolu

Trajik. Doğal besleniyorken 2nci Dünya savaşı sonrası ABD ve Batı ülkelerine göçle birlikte batının beslenme tarzına alışınca yemeyi azaltmadıkları için.

2) Kiribati, Yüzde 81,5

Ülke gıda ithalatını artırınca ve bu gıdalar işlenmiş ağırlıklı ve şekerli olunca bu noktaya gelinmiş.

3) ABD, Yüzde 66,7

Günümüzde nüfusunun üçte ikisi fazla kilolu. Batı tarzı beslenmenn temsilcisi. GDO lu mısırdan elde edilen fruktozun aşırı tüketimi söz konusu

4) Almanya, Yüzde 66,5

Avrupa' nın en şişman ülkesi. Bira, abur cubur atıştırma ve hareketsiz yaşama sonucu

5) Mısır, Yüzde 66

Kendi kaynaklarıyla doğal beslenirken 1980 lerle birlkte gıda ithalatının artması, fakir beslenmenin yaygınlaşması.

6) Bosna-Hersek, yüzde 62,9

1992-1995 yılları arasında ülkeyi kasıp kavuran savaş, fakileşme, sigara, alkol, işlenmiş besin değeri düşük gıdaların tüketiminin artması.

7)Yeni Zelanda, Yüzde 62,7

Çocuk ve gençler fazla televizyon seyrediyor. Hareket eksikliğine bağlı olarak obezite gelişiyor.

8) İsrail, Yüzde 61,9

Son 30 yılda, eğitim seviyesinin düşmesine de bağlı olarak şişmanlık yaygınlaşmış.

9) Hırvatistan, Yüzde 61,4

Gıda küreselleşmesinin kurbanı. ABD ve Avrupa' dan işlenmiş gıdalar marketlere girince beslenme alışkanlıklarının değişmesi sonucu.

10) İngiltere, Yüzde 61

Sporun beşiği dediğimiz bu ülkede, sporu insanlar kendileri yapmıyor, seyretmekle kalıyorlar.

 

 

Türkiye Nerede ?

Dünya Sağlık Örgütünün 194 ülkenin yer aldığı listesinde 54.ncü sıradayız. Nüfusumuzun %56,8 inde kilo fazlası olduğu gösterilmiş. Metabolik Sendrom Derneği' nin çalışmasında ise obezler (aşırı kilolu) %34, fazla kilolular %14 çıkmış. Bu Türkiye İstatistik Kurumu'nun alttaki 2008 yılı verileri ile örtüşüyor:

Türkiye'de nüfusun yüzde 47.6'sı fazla kilolu veya obez. Her 100 erkekten 49'unun, her 100 kadından 46'sı fazla kilolu veya obez.

 

Ç  E  Ş  İ  T  L  İ      B  İ  L G  İ  L  E  R

 

Hangi Yağlar Kötü?

 

Vucudumuzun deri altında bulunan yağlardan ziyade, bel ve kalça bölgesinde biriken yağlar istenmez. Kalp damar hastalığı için bunların tehlikeli olduğu söylenir. Kalp daha fazla kan pompalamak zorunda da kalmaktadır. Bu ek yük kalp hastalığına yakalanma riskini artırmaktadır.

Obezite geliştikçe, iç organların etrafı da yağlanmaktadır. Bir operasyon durumunda cerrahlar iç organlara yağları aralayarak ulaşabilmektedirler. Keşke böyle hiç olmasa.

 

Kalp Sağlığını Etkileyenler:

Şeker hastalığı

Yüksek tansiyon

Yanlış beslenme

Obezite

Üzüntü, Stres

Alkol tüketimi

Sigara

Egzersiz eksikliği

Kanda lipoprotein bozuklukları

 

Metabolik Sendrom Beşlisi:

 

Şeker hastalığı

Lipoprotein bozuklukları

Karın yağlarının fazlalığı

Trigliserid yüksekliği

Yüksek tansiyon

 

Bir tutam tuz nelere kadir

 

Günde 3 gram eksik tuz almanın nelere sebebiyet vereceğini biliyor musunuz?

 

ABD'de yapılan bir çalışma, günde 3 gram eksik tuz almanın yılda 66 bin kişinin felç ve 99 bin kişinin kalp krizi geçirmesini ve 92 bin kişinin ölümünü önleyeceğini ortaya koydu.

California Üniversitesi tarafından yürütülen çalışmaya göre tuzu azaltmak, ülkedeki yıllık sağlık harcamalarında 24 milyar dolarlık tasarruf sağlıyor.

Günlük diyette tuzu 3 gram azaltmanın “ulaşılabilir bir hedef” olduğuna işaret eden araştırmacılar, bunun faydalarının, nüfusun yarısının sigarayı bırakmasının faydalarına eşit olduğuna inanıyor.

New England Tıp Dergisinde yayımlanan çalışma, yüksek tansiyon ve kalp hastalıklarına yol açan tuzun
ABD'de gerekli miktarın çok üzerinde kullanıldığını ortaya koyuyor. Miktarın büyük bölümü işlenmiş gıdalardan alınıyor.

 

Modern Toplumun Standart Alışkanlıklarının İnsan Sağlığına Etkileri

 

Merkezi Malezya'da bulunan M.J. Sağlık Yönetimi Merkezi adlı kuruluşun raporunda, bacak bacak üstüne atmanın kan akışını engellediği, buna bağlı olarak kan pıhtılaşması, bel burkulması ve incinmesi, omurga disklerinin kayması ve skolyoz (omurgada anormal eğrilik) gibi ciddi rahatsızlıklara neden olduğu bildirildi.

18 bin 61 kişiye uygulanan anket sonucunda yayımlanan raporda, modern toplumun standart alışkanlıklarının insan sağlığına etkileri araştırıldı.

Yaşlıların uyandıktan sonra tansiyon aniden düştüğü ve muvazene kaybına neden olduğu için yataktan hemen kalkmamaları önerilen raporda, yaşlıların uyandıktan sonra en az üç dakika daha uzanarak beklemeleri ve yavaş bir şekilde yataktan doğrulmaları istendi.

Araştırma sırasında tuvalette çok fazla kalmanın zararı da incelenirken, tuvalette kitap okumanın hemoroid ve kabızlığa davet niteliğinde olduğu ve bağırsaklarda tembelleşmeye sebep olduğu belirlendi.

Çay ve kahvenin aşırı sıcak tüketimi, bilgisayar ekranına üç saatten fazla bakma, ofislerde devamlı oturarak çalışma ve az su tüketimi gibi modern toplumun alışkanlıklarının da değerlendirildiği rapor, bu "sağlıksız alışkanlıkların" ölüm nedenlerinde yüzde 50'lik bir orana sahip olduğunu belirtiyor.

 

Kapalı Ortamda Çalışma Gözlere Uygun Değil

 

Kapalı ortamda çalışma, yaşama gözler için iyi değil. Hep yakına bakıldığı için  gözler uzak objelere odaklanma işlemini yapmamış oluyor. Keskin görüşü korumak için ufukta bir noktaya bakıp, sonra yakın objeye odaklanma pratiği olmalıdır. Günümüz kent yapılaşmasında ufuk görmek güç olacaktır. Zayıf görüşü olanların uzak-yakın göz egzersizine daha çok ihtiyaçları vardır.

Kadınlara 30 yaş uyarısı

Bilim adamları, kadınların 30 yaşında yumurtalarının yüzde doksanını kaybetmeleri nedeniyle geç yaşlarda gebe kalmalarının zorlaştığını saptadı.

ANKA 28.01.2010

Londra - Kadınların 30 yaşında yumurtalarının yüzde doksanını kaybettikleri için geç yaşlarda gebe kalmalarının zorlaştığı belirlendi.

St Andrews ve Edinburg Üniversitesi'nin bir ekibi tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre, kadınlar 30 yaşına kadar yumurtalık rezervlerinin yüzde doksanını tüketmiş olduğu için doğurganlık oranları önemli ölçüde azalıyor.

İngiliz Daily Telegraph gazetesince yansıtılan yeni bulgular, ayrıca vücut yumurtalıktan en iyi yumurtaları seçtiği için yumurta kalitesinin yaşlandıkça düştüğünü, ve sağlıksız bebek doğumuna yol açma ihtimalinin arttığını da ortaya koydu.

Ortama bir kadının 300 bin potansiyel yumurta hücresiyle doğduğu ancak bu havuzun daha önce tahmin edilenden çok daha hızlı azaldığı belirlendi. Böylece, bir kadın 30 yaşına gelince ortalama olarak yumurta hücrelerinin sadece yüzde 12'si kaldığına, bu oranın da 40 yaşında yüzde üçe kadar indiğine dikkat çekiliyor.

Araştırmacılar birçok kadının yumurta ürettikleri için doğurganlıklarının aynı düzeyde kaldığını sanarak yanıldıklarının altını çiziyor. Yeni araştırma, yumurta oranının hızla düştüğünü gösteriyor.

 

Kolileri Açarken Çıkan Gaz !

 

Yeni bir bilgisayar veya başka elektronik satın alındığı zaman kutusunu ilk kez açarken nefesinizi tutun. Neden mi? kapalı olması nedeniyle kutunun içindeki hava VOC doludur (zehirli kimyasallar). Strafor, plastik ambalaj ve diğer malzemelerden salınan gaz kutunun içine dolmuştur. Buna dikkat ederek bu gazları akciğerimize çekmemeliyiz. Yoksa zehirli bileşikler bu yolla kanımıza geçecektir.

 

STRES = YAŞLANMA

 

Yaşlanma bir çok faktöre bağlı, karmaşık bir konu. Ama araştırmacıların üzerinde mutabık kaldıkları, stresin (duygusal, zihinsel, fiziksel) yaşlanmamızda önemli rol oynadığı. 

Stresten kurtulabildiğimiz ölçüde ömrümüze katkıda bulunduğumuzu meditasyon uzmanların genç kalıp uzun yaşamalarından anlayabiliriz.

 

Fıstık Ezmesi

 

Ekmeğin üzerine sürerek yediğimiz fıstık ezmesi besleyicidir. Ancak hazır satılanların içeriğine dikkat etmeliyiz. Yüksek oranda nebati yağ bulundurabilir. Bu yağların vücumuzda kullanılamayıp karaciğerin etrafında biriktiği söylenmektedir.

 

Egzersizin Sıklığı Mı, Yoğunluğu Mu ?

 

"Acı Yoksa Yarar Yoktur" dendiğini duyduğumuz olur. Yoğun egzersiz sonucu kaslarda laktik asit birikmesi sonucu yanma hissi oluşur. ;İstirahat edince geçer.

Kondisyon çalışması yapanlar vücudu oldukça zorlarlar. Sağlıklı yaşam için böyle yoğun eczersiz yerine daha yumuşask, ama sık yapılanın daha yararlı olduğu görüşü hakimdir. Sağğlıklı egzersiz vücuda zarar vermeyenidir.

Meşrubat alışkanlığı bulunanlarda kanser riski

Haftada en az iki kez meşrubat içenlerde pankreas kanseri riskinin çok daha fazla olduğu bildirildi.

 Singapur'da yapılan, 60 bin civarında kişiyi kapsayan araştırmada, meşrubat yerine daha ziyade meyve suyu içenlerde ise bu riskte artış bulunmadığı belirtildi.

Araştırma başkanı Minnesota Üniversitesi'nden Mark Pereira, meşrubatlardaki yüksek seviyedeki şekerin vücutta insülini artırıyor ve bunun da pankreas kanser hücrelerinin oluşumuna katkıda bulunuyor olabileceğini söyledi.

"Cancer Epidemiology, Biomarkers & Prevention" dergisinde yayımlanan araştırmada, söz konusu 60 bin kişi 14 yıl boyunca takip edildi.

Zaman içinde gönüllülerden 140'ında pankreas kanseri görüldü. Pankreas kanserine yakalananların yüzde 87'sinin haftada 2 veya daha fazla meşrubat içme alışkanlıklarını olduğu tespit edildi.

Daha önce yapılan bazı araştırmalarda da pankreas kanseriyle kırmızı et, özellikle de çok kızarmış ve kavrulmuş et arasında bağlantı bulunmuştu.

Pankreas kanseri, en öldürücü kanser türleri arasında bulunuyor.

Amerikan Kanser Derneği'ne göre, pankreas kanserlilerin 5 yıl yaşama oranı sadece yüzde 5.
Bazı bilim adamları, yüksek şeker tüketiminin bazı türdeki kanserleri tetiklediğini düşünüyorlar. Tümör hücrelerinin normal hücrelerden daha çok glikoz tükettiği belirtiliyor.

 

CEP TELEFONLARI MEDİKAL CİHAZ OLUYOR

 

Cep telefonların birer bilgisayar. Bunlara takılan (çoğunlukla kablosuz) problarla, kan şekeri, tansiyon, vücut sıcaklığı, enerji yakımı, uyku evrelerinin resmedilmesi gibi vücut değerlerimizi görme, kaydetme, doktorumuza gönderebilme imkanına kavuşuyoruz. (birlerinin bunu kötü amaçla kullanıp bedenmze ters komut göndermeyeceğini umalım)

 

KALP SAĞLIĞI GÖSTERGELERİ

 

AHA (Amerikan Kalp Derneği), araştırma tespit sonucu olarak, kalp sağlığımızın iyi yolda olduğunu gösteren yedi tane sağlık faktör göstegeleri ve yaşam tarzı davranışlarını belrledi.

 

 

Yetişkinler için ideal kalp sağlığı bu tedbirler ile tanımlanır:

 

1. Sigara içmemek veya en az bir yıl önce bırakmış olmak

 

2. Sağlıklı bir vücut kitle indeksi (BMI)

 

3. Fiziksel aktivite ve ne kadar sık, o kadar daha iyi

 

4. Kan basıncı 120/80 ve altında

 

5. Açlık kan şekeri 100 miligram / desilitre’ nin altında

 

6. Toplam kolesterol 200 miligram / desilitre’ nin altında

 

7. Sağlıklı  beslenme

 

ERKEKLERDE PROSTAT BÜYÜMESİ

 

50 li yaşlardan itibaren her erkekte prostat büyümesi olduğu söyleniyor. Büyümenin yönüne göre iyi, kötü deniyor. Prostat içeri yönde büyüyünce mesane kanalını sıkıştırıp daraltıyor. Dışarı yönde büyürse pek sorun çıkmıyor. Bunda karın boşluğunda yer olması belirleyici olabilir. Karın bölgesi yağ ile doluysa, direnç göstercek büyümeyi içeri yöne itebilecektir.

 

İneklere Mıknatıs Yemeği

 

KONYA (AA) 2010 Mayıs - Konya Tarım İl Müdürlüğü Destekleme Şubesi veteriner hekimi Halil İbrahim Sözmen, özellikle de fiyatları 5-6 bin lirayı bulan inekleri, yemlerin arasında midelerine ulaşan tel, çivi gibi metallerin zararından korumak için 15 lira değerinde mıknatıs yutturulduğunu belirtti. Sözmen, Ağızdan yutturulan mıknatıs, işkembenin tabanında kalarak hayvanın yutmuş olduğu metalleri topluyor ve metallerin kalbe ya da akciğere ilerlemesini engelliyor dedi.

 

Prostat Kanserine Karşı Kırmızı Şarap ve Yeşil Çay

Amerikan Dernekleri Deneysel Biyoloji Federasyonu (FASEB) yayını derginin 2010 Temmuz sayısında prostat kanserinin tedavisinde önemli bir ilerleme olabileceği bildiriliyor. Kırmızı şarap ve yeşil çaydaki fitokimyasaların prostat kanseri gelişmesine karşı olabildikleri bilinirken, bu kez Fransız ve Japon bilim adamlarının bunu fareler üzerinde yaptıkları çalışmada doğruladıklarına değiniliyor.

 

Kırmızı şarap ve yeşil çaydaki polifenoller gibi antioksidanların prostat kanseri gelişim yollarında  gerekli sinyalleri bozan bir kombine etkileri olduğu doğruysa,doğal şarap ve çay bileşenleri prostat kanserinin ilerlemesini durduracak ya da yaşlatacaktır. Belirtildiğine göre, polifenoller kolon kanseri, meme kanseri ve mide kanseri gibi diğer tür kanserlerde de önemli rol oynamaktadır.


Araştırma için bilim adamları farelerin genetiği üzerinde insan prostat kanseri tümörü geliştirecek şekilde çalışma yürütmüşler. Kemirgenlerin bazıları yeşil çay ve şarap polifenoller ile tedavi  edilmiş, bazıları edilmemiş. Yeşil çay ve şarap karışımı verilen farelerde tümörlerinde büyüme durmuş.

Sonra bilim adamları polifenollerin koruyucu etkisinin araştırılması için başka bir denemede, insan prostat kanser hücreleri implante edilmiş üç grup farede sırayla şu çalışmayı yapmışlar:

Bir gruba normal içme suyu, ikinci gruba içinde EGCG olarak bilinen yeşil çay bileşiği bulunan su verilmiş, üçüncü grubun içme suyuna ise poliphenon E olarak bilinen diğer bir yeşil çay bileşiği katılmış. Sonuçlara bakıldığında, sularına yeşil çay özleri katılanların tümörlerinde ciddi azalma görülmüş.


Kırmızı şarap ve yeşil çayda bulunan antioksidanların  vücudumuz üzerindeki derin etkisinin bu kadar çok olduğunun önceki yıllarda bilinmediğine değinen Dr. Weissmann yaptığı basın açıklamasında, “Sürece ve alınan işaretlere bakıldığında, kırmızı şarap ve yeşil çayın bildiğimiz en 'güçlü sağlık gıdaları' arasında yer alabilecekleri görülmektedir." demiştir.

 

Doğru nefes uzun yaşam

 

Gaziosmanpaşa Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Sorumlusu Doç. Dr. Denyan Mansuroğlu, doğru nefes almanın insan ömrünü uzattığını belirterek Nefes burundan 4 saniye alınmalı, 6 saniyede verilmeli dedi. Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü Sorumlusu Doç. Dr. Denyan Mansuroğlu, Doğru solunumla sinir sistemi gevşer, kalp ve damarlar rahatlar, buna paralel olarak insan ömrü uzar. Yapılması gereken yavaş ve ekonomik bir solunum ile temiz oksijeni almak. Bunun için doğa yürüyüşlerini fırsat buldukça yapmak gerekiyordedi.